• Murat Yıldız

İnsan Yetiştirmeye Engel 4 Bakış Açısı

Güncelleme tarihi: 22 Haz

Kurumsal gelişimin en önemli katalizörü beşeri sermayedir. Zira nitelikli insanlar, nitelikli organizasyon ve nitelikli sistemler kuruyorlar.


Tüm araştırmalarda çıktığı üzere ülke olarak ciddi düzeyde nitelikli işgücü eksiğimiz var. Evet eğitim sistemine, hükümet politikalarına muhakkak söylenecek çok söz var. Biraz da (etki alanımız olan) şirketlerin sorumluluklarına bakmak istiyorum. Zira,


İşgücünü nitelikli hale getiren şeyler; çalıştığı şirkette yaşadığı vakıalar, çözdüğü ya da çözemediği problemler, aldığı eğitimler, öğrendiği metotlar, yönetici ve liderlerinin rehberlik yapması oluyor.

Bu durumda eğitim sistemi insanı bir hamur olarak iş dünyasına sunuyor. Onu nitelikli işgücü haline getiren de şirketler oluyor. O halde nitelikli insan sorunu dediğimizde kesinlikle şirketler tarafının da aynaya bakması gerektiğini düşünüyorum.


Daha önce kurumsal dünyayı tecrübe etmiş birisi olarak, farklı coğrafi bölgelerimizdeki farklı ölçekteki şirketleri gördükçe, insan yetiştirme konusunda derdi, stratejisi, bütçesi ve sistematiği olan şirketlerin çoğunlukla İstanbul kökenli; A, A+ diye tarif ettiğim, üst düzey kurumsal altyapıya sahip firmalar olduğunu daha net farkediyorum. Bu şirketler iyi ki varlar, iyi ki insana yatırım yapıyorlar. Her birinin ülkenin kalkınması için nitelikli insan yetiştirmede çok büyük bir misyon eda ettiğini çok daha iyi anlıyorum.


Diğer taraftan bir üst lige çıkmak için nitelikli insan kaynağına en çok ihtiyacı olan, orta ve küçük ölçekli şirketlerin insan yetiştirme konusuyla ilgili yeterince dertlenmediklerini, buna uygun bir strateji ve sistematiklerinin olmadığını ve bu işe bütçe ayırmadıklarını -üzülerek- görüyorum.


Bu açıdan insan yetiştirme konusunda küçük ve orta ölçekli şirketlerin de (öncelikle kendileri için) taşın altına ellerini koymaları gerekiyor. Bunun için de birkaç konuda zihinsel değişime ihtiyaçları var. Bu hafta bu zihinsel değişimlerin neler olduğuna değinmeye çalışayım, insan yetiştirme konusunda nasıl hareket edebilirler konusunu da bir sonraki yazıya bırakayım.


İnsan yetiştirme konusunda zihinsel değişim gereken bakış açıları


1.Pijama etkisi

Kısa pantolonlu (!) halini bildiğimiz personellerin daha nitelikli görevler alabileceğine inancın olmaması. Daha nitelikli işler için dışarıdan transfer etme gayreti. [Affınıza sığınarak] bu durumdaki bir personelden duyduğum söz bunu çok iyi anlatıyor, "Murat Bey evdeki danadan öküz olmuyor".

Şirketlerinizde çok nitelikli insanlar, kabiliyetler var. Yeter ki keşfetme, geliştirme ve fırsat verme niyetinde olun. O insanlar siz fırsat verdikçe daha iyisini yapacak, şirketinizdeki diğer emektarlarınıza da güzel örnek olacaklardır.

2. Yetiştirdiğimiz insanlar giderse

Evet yetiştirdiğimiz insanlar gidecekler. Gerçek bu. Başladığı şirkette emekli olma dönemi çoktan bitti, bunu kabul edelim artık. Bu gerçeğe direnmek yerine anlayıp zamanın ruhuna uygun davranmayı öğrenelim. Bizden gidenler başkalarından da gidiyorlar. Gidişi engellemek için insan yetiştirmemeyi değil; nitelikli insanların gitmek istediği cazip şirket olmayı tercih etmeye ihtiyaç var. Göreceksiniz ki gidenler bumerang etkisiyle geri gelecek, sektörünüzde okul olacak, en niteliklileri bünyenize çekeceksiniz.

3. İş yoğunluğu ve iş yükünün insan yetiştirdiğini zannetmek

Verdiğimiz her işin üstesinden geliyor diye daha çok/çeşitli iş yüklemek, o personeli yetiştirmiyor. Tam tersine tüm kabiliyetlerini belki de iş yoğunluğuna kurban ediyor. Bu tür personeller her işi yapıyor ve fakat uzmanlıkları olmuyor. Önceleri "işe yarıyor" hissi ile kendini değerli hissetse de yıllar geçip gerçeği farkettikçe kırgın, kızgın, mutsuz, müzmin müştekilere dönüşüyorlar. Zira yıllar şirketiniz dışındaki kariyer hayatını da çoktan alıp götürmüş oluyor.

4. Gelişim ve öğrenmenin harcama kalemleri (bütçe) arasında hiç yer almaması

Eğitim denince akla İSG, İlkyardım gibi zorunlu eğitimler geliyor. Bu tür eğitimler gözle görülür sonuçlar veriyor, kimi cezalardan alıkoyuyorlar. Bir yönetim kültürü olarak uzun vadeli, sonuçları hemen gözle görülmeyen "şeylere" masraf yapmayı sevmiyoruz maalesef. Bu nedenle de personelimizin mesleki gelişimi, iletişimi, ekip olması, yöneticiliği üzerine yapılan eğitim çalışmalarını faydasız görüyoruz. Ne var ki bu faydasız, boşa harcanan gibi görünen masraflar şirket aklının gelişmesine engel oluyor. Şirketinizin bedeni büyüdükten sonra farkediyorsunuz aklın geride kaldığını ama iş işten geçmiş oluyor maalesef.


James Clear'ın Atomik Alışkanlıklar'da verdiği örneği şirketler için de uygulayabiliriz. Okuduğunuz her kitabı birebir hatırlamasanız dahi kitap okuma alışkanlığının oluşturduğu bilginin bileşik getirisi sizi nasıl entellektüel olarak daha iyi hale getiriyorsa; şirketlerin de personel eğitim ve gelişimi adına yaptığı her yatırım şirketi akıl olarak iyileştirmektedir. Hem de bileşik getiri etkisiyle.


Fotoğraf : Ksenia Chernaya from Pexels

 

Blog yazılarımızdan haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

 

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör